“Dua, algı alanımızın dışında bulunan bir düzeyden ve bilinmedik bir güçten, dünya üzerinde bir değişiklik oluşturmasını isteme talebidir.”

Sabahleyin çocuğunuzu okula yolluyorsunuz:

Kahvaltısını vermişsiniz, karnını doyurmuşsunuz. Ancak ruhunu da doyurmanız gerekiyor. Bu nedenle, ona gülümsüyorsunuz ve başını okşayarak: “Allah zihin açıklığı versin” diyorsunuz.

Arkasından “Allah, kazadan ve belâdan korusun” diye ekliyorsunuz ve “işlerin rast gitsin” diyerek dualarınızı ve temennilerinizi bitiriyorsunuz.

Peki bu anda ne oluyor?

Ne yapmış oluyorsunuz?

Şöyle düşünün:

İki kişi karşı karşıya durmuşlar. Ellerinde birer telefon var. Birisi, diğerini arıyor.

Bu görüşme nasıl gerçekleşiyor?

Süreç nasıl gelişiyor?

Sizin çevirdiğiniz numara, elektriksel bir sinyal olarak gökyüzüne, uzaydaki uyduya gidiyor, orada onaylanıp, yeniden yeryüzüne ulaşıyor ve on santim ilerinizdeki kişinin telefonu çalıyor.

Dua da tıpkı böyle etki ediyor.

Uzaydan onay almak zorunda. Çünkü iletişimi sağlayan “uydu” orada bulunuyor.

Aynı metafor üzerinden gidelim. Karşınızdaki insanla iletişime geçebilmek için:

 

  • Önce telefonu nasıl kullanacağınızı bilmeniz gerekiyor.

Nasıl açacağınızı, hangi tuşlara basacağınızı öğrenmiş olmalısınız. Yoksa sistemi çalıştıramazsınız.

Bunun bizim dinimizdeki karşılığı, duaya başlamadan önce “bismillahirrahmanirrahim” sözünü söylemektir.

Bu: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” anlamına gelir.

Böylece kendimizi dış dünyadan soyutlar ve dileğimize yoğunlaşırız.

Başka bir alana geçiş yaparız. Böylece, titreşimlerimizi yükseltmiş oluruz.

Peki bu sözleri söylediğimizde, acaba bedenimizde ve ruhumuzda ne gibi değişiklikler oluyor, bilmek ister misiniz?

Japon araştırmacı Masaru Emoto’nun dünya çapında ünlü olmasının sebebi, onun, sözlerin ve müziklerin suyun kristalleri üzerinde oluşturdukları değişiklikleri fotoğraflarla tespit etmesidir.

Suyu bir kabın içine koyup, kabın üzerine herhangi bir kelime yazıyor.

Bir süre bekledikten sonra, bu suyu donduruyor ve ertesi sabah da, özel bir fotoğraf makinesi ile su kristallerinin fotoğraflarını çekiyor.

Ve bakın ortaya neler çıkıyor?

“Bismillahirrahmanirrahim” yazılı bir Kuran sayfası üzerine konulan suyun, ürettiği buz kristali şöyle görünüyor:

İslâm dininin dua açılış kodu bu ve onun, bizim bedenimizdeki sularda oluşturduğu etki de, tıpkı kristaldeki gibi, güzel ve parlak.

 

  • “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek telefonu açtık ve sistemi çalıştırdık.

Şimdi sıra, hangi numarayı çevireceğimize geldi.

Peki hangi numarayı çevirmemiz gerektiğini biliyor muyuz? Yardımı kimden isteyeceğiz?

Kimi arayacağımızı biliyoruz.

Göremediğimiz, ama bizim üzerimizde etkili olan bir gücü arıyoruz. “Manitu, Büyük Ruh, Buddha ya da Tanrı veya Yaradan ve Allah.”

Peki, o güce bu dualar nasıl ulaşacak?

İçten ve yoğun duygularla edilen dualar, yerine ulaşırlar.

 

  • Ve sonra duanızı bitirirsiniz ve “amin” dersiniz.

Yani telefonu kapatırsınız.

Duanın kapısını “bismillahirrahmanirrahim” ile açmıştınız. “Amin” diyerek duanın kabulünü temenni eder ve duadan çıkarsınız.

Peki acaba “Amin” dediğimizde bedeninizdeki su moleküllerinde ne gibi bir değişiklik olur, görmek ister misiniz?

  • “Bütün dualar gerçek olurlar mı?”

 

Siz, elinizden gelen her şeyi yerine getirdiniz. Sıra, alınacak cevaba, yani isteğinizin yerine gelip-gelmeyeceğine geldi.

O zaman insanın aklına:

“Bütün dualar gerçek olurlar mı?” sorusu geliyor.

Masaru Emoto, duaların gerçekleşip-gerçekleşmediklerini yani, dünya üzerinde bir değişiklik ve bir etki oluşturup-oluşturmadıklarını anlayabilmek için bazı göllerde araştırmalar yapmış.

Bunlardan bir tanesi, Japonya’daki Fujiwara Gölü’nde gerçekleştirilmiş.

Önce gölün suyundan örnekler alınmış. Ve bunların oluşturdukları kristallerin fotoğrafları çekilmiş.

Daha sonra Budist bir rahiple beraber bu gölün yanında, uzun bir dua okumuşlar. Dua okunduktan sonra alınan su örnekleri, çok güzel kristaller oluşturmaya başlamışlar.

  • Aynı çalışmayı Brezilya’da da yapmışlar. Oradaki Carapicuiba Gölü’nden alınan su örnekleri çok çirkin kristaller oluşturmuşlar.Daha sonra bu gölün kenarına gelerek, küçük bir grupla elele tutuşarak yirmi dakika kadar dua etmişler.

Duanın ardından alınan su örneklerinin oluşturdukları kristaller ise, göz alıcı bir görüntüye sahiplermiş.

İslâm dininin dua açılış kodu bu ve onun, bizim bedenimizdeki sularda oluşturduğu etki de, tıpkı kristaldeki gibi, güzel ve parlak.

 

  • “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek telefonu açtık ve sistemi çalıştırdık.

Şimdi sıra, hangi numarayı çevireceğimize geldi.

Peki hangi numarayı çevirmemiz gerektiğini biliyor muyuz? Yardımı kimden isteyeceğiz?

Kimi arayacağımızı biliyoruz.

Göremediğimiz, ama bizim üzerimizde etkili olan bir gücü arıyoruz: “Manitu, Büyük Ruh, Buddha ya da Tanrı veya Yaradan ve Allah.”

Peki, o güce bu dualar nasıl ulaşacak?

İçten ve yoğun duygularla edilen dualar, yerine ulaşırlar.

 

  • Ve sonra duanızı bitirirsiniz ve “amin” dersiniz.

Yani telefonu kapatırsınız.

Duanın kapısını “bismillahirrahmanirrahim” ile açmıştınız. “Amin” diyerek duanın kabulünü temenni eder ve duadan çıkarsınız.

Peki acaba “amin” dediğinizde, bedeninizdeki su moleküllerinde ne gibi bir değişiklik olur, görmek ister misiniz?

Bir Cevap Yazın