Hepimiz, bütün müzik parçalarının yedi tane nota kullanılarak üretildiğini biliriz.

Sadece yedi tane notayla bugüne kadar milyonlarca müzik parçası üretilmiştir.

Milyonlarca insan, milyonlarca farklı müzik parçaları bestelemişler ve bu insanların müzik beğenileri de birbirlerinden çok farklı olmuştur.

Adeta herkesin, kendine özel bir müzik anlayışı ve beğenisi vardır.

Ne kadar da hayatımıza benziyor değil mi?

Saygın bir işadamını düşünün. Konumu itibari ile herkes ona saygı gösteriyor.

Ama o, yanında çalışanlara sert ve kırıcı davranıyor. Bu nedenle de sorunlar yaşıyor.

Acaba neden?

Neden onun davranış şekli ya da “hayat melodisi” diğerlerinin kulağına hoş gelmiyor?

Çünkü hayatını oluşturan “notaları”, portede nereye ve nasıl yerleştirileceğini bilemiyor.

Müzikteki notalar şu şekilde sıralanıyorlar:

“Do, re, mi, fa, sol, la, si”

Peki bizim hayatımızın notaları ne şekilde sıralanırlar?

Hayat Melodinizi Bestelemek İster misiniz?

“Doğru, iyi, hoş, olabilir, anlamsız, yanlış, kötü.”

Ve biz bu yedi tane notayı çeşitli şekillerde kullanarak, “hayat melodimizi” oluşturmaya ve bestelemeye çalışırız.

Herkes, hayatındaki notaları (yaşamış ve tecrübe etmiş olduğu olayları) kullanarak, kendine özgü bir melodi (ve bir davranış modeli) oluşturur.

Hayat Melodinizi Bestelemek İster misiniz?

Eğer sadece “doğru, iyi ve hoş” notalarını kullanarak bir melodi üretmeyi tercih ederse, melodi “yavan” olur.

Hayat Melodinizi Bestelemek İster misiniz?

Eğer bütün notaları kullanmasına rağmen, onları anlam oluşturmayacak bir şekilde ve bir düzene uygun olmadan yerleştirirse, melodi kulağa hoş gelmez.

Hayat Melodinizi Bestelemek İster misiniz?

Eğer her bir notayı (tecrübeleri) onların tam değerlerinin farkında olarak porteye yerleştirirse, yani “doğrunun ve iyinin olduğu gibi, yanlışın ve kötünün de hayatına niçin dahil olmaları gerektiği bilgisiyle” hareket ederse, melodinin ve müziğin tadına doyum olmaz.

Saygın iş adamı neden sorunlar yaşıyor?

Neden onun ürettiği “melodi” çevresindekilere sevimsiz ve itici geliyor?

Bu iş adamı, çocukluğundan beri yaşamış olduğu olumsuz (kendisini üzen ve acı veren) tecrübeleri duygusal alanda dengelemek ihtiyacını duyuyor.

Bu dengeye nasıl geleceği konusunda önünde iki tane yol bulunuyor:

Ya bu gibi olayların hayatına neden dahil olduklarını farkedebilecek olgunluğu kullanacak ve kendisine acı veren davranışları, başkalarına uygulamayacak.

Ya da henüz bu olgunluğa erişmemiş olduğu için, kısasa-kısas yaklaşımından yarar umacak. Çekmiş olduğu acıları, başkalarına da yaşatarak dengeye gelmeye çalışacak.

Çocukluğunda eleştirilmeyi, suçlanmayı ve sert muamele görmeyi yaşamış olduğu için, bunları dengelemenin yolunun da, başkalarına karşı böyle davranmaktan geçtiğini zannediyor.

Hayat Melodinizi Bestelemek İster misiniz?

Çünkü hayat tecrübesi eksik ve “saygı enerjisi” hakkındaki deneyim süreci henüz bitmemiş.

Oysa deneyim sürecinde daha fazla ilerlemiş olan bir başka kimse, aynı olumsuz tecrübelerden geçmiş olsa da, dengeye gelmenin bir başka yolunu seçebilir.

O, kendi çekmiş olduğu acıların insanı nasıl yaraladığını iyi bildiği için, karşısındaki insanlara bu duyguları yaşatmanın ne kadar yanlış olduğunun farkındadır.

Bu yüzden insanlara kötü davranmanın ve onları suçlamanın sonuçta hiçbir çözüm getirmeyeceği bilinci ile karşısındakilere “iyi” davranma yolunu seçer.

Hayat Melodinizi Bestelemek İster misiniz?

Aslında hiç kimse kötü niyetli değildir.

Herkes sadece “kendisinin değerli olduğunu, önce kendisine, sonra da diğer insanlara kabul ettirmek için” mücadele eder.

Her iki davranış biçimi arasındaki fark: “Deneyimin neresinde?” sorusuyla ortaya çıkar.

O konudaki deneyimini henüz bitirmemiş ve “saygı enerjisi”nin bütün boyutlarını ve detaylarını yaşamamış olan bir kişinin göstereceği tepkiler ve üreteceği müzik bize hoş ve sevimli gelmez.

Aynı konudaki deneyimlerin daha fazlasını tecrübe etmiş bir insanın davranış biçimi ve “hayat melodisi” ise, çok daha fazla beğeni toplar.

Holistik Düşünce, bize, notaları içine nasıl anlamlı bir şekilde yerleştirebileceğimizi gösteren bir porte sunar.

Yaşadığımız olayları ne şekilde düzenleyeceğimizi açıklayan bir “hayat şablonu” oluşturmanın yollarını gösterir.

Böylelikle daha olgun bir kişiliğin oluşmasına yardımcı olur.

Bir Cevap Yazın