Siz hiç elinizde bir dut yaprağını tuttunuz mu?

Onu dişlerinizin arasına alıp, tadına baktınız mı?

Kokladınız mı, hışırtısını duydunuz mu?

Acaba bu güzel yaprağı oluşturan şeyin hangi maddeden yapılmış olabileceğini anlamak için, onu parmaklarınızın arasında parçaladınız mı?

 

Kesretten Vahdete

1- Dut yaprağı (Kesret)

Bu sorular, yüzyıllar önce mutasavvıfların da akıllarına gelmiş.

Ve tek bir dut yaprağını inceleyerek, Yaradan’ın sadece o dut yaprağının içinde değil, bütün evrenlerin içinde de yer aldığını farketmişler.

Buna “bilgiye gönül yolunu kullanarak varmak” adını vermişler.

Başka bir çareleri de yokmuş.

Çünkü, onları bu bilgiye ve duyguya ulaştırabilecek olan başka bir yol bulunmuyormuş.

Bilirsiniz, görme engelli olanların diğer duyuları, bu engeli ortadan kaldırabilmek için, normal bir insanınkinden daha fazla çalışırlar. Böylece duyma, tatma, koklama ve dokunma duyuları da çok daha fazla gelişir ve keskinleşirler.

Bu nedenle geçmiş dönemlerin bilgeleri “gerçeğe varma” yöntemi olarak sadece tek bir yolu, yani “gönül yolu”nu ya da “kalp gözü”nü kullanmak zorunda kalmışlardı.

Günümüzde bizler, o dönemdeki insanlardan çok daha şanslı ve avantajlı bir konumda bulunuyoruz.

Bilimin geliştirmiş olduğu teknolojik aletler, bizim beş duyumuzun kapsama alanını, aklımızın alamayacağı oranda genişletti.

 

Kesretten Vahdete

2- Hücreler

Biz artık bir yaprağın ne olduğunu anlayabilmek ve onun “hakikatine” erişebilmek için “akıl yolu”nu da kullanabilecek bir düzeye ulaşmış durumdayız.

Elektron mikroskoplarını kullanarak, dut yaprağını oluşturan katmanları tek tek görmek ve tespit etmek artık mümkün.

Yaprağın bir alt katmanında hücreler yer alıyor, onun bir alt katmanında genler var.

 

Kesretten Vahdete

3- Genler

Genler, DNA’lardan oluşuyorlar.

 

Kesretten Vahdete

4- DNA’lar

DNA’ların bir altına inildiğinde ise, elektronlarla karşılaşılıyor

 

Kesretten Vahdete

5- Elektronlar

Elektronun alt katmanında atomun çekirdeği yer alıyor.

 

Kesretten Vahdete

6- Atom çekirdeği

Kuantum Fiziği, atom çekirdeğinin de altına indi ve orada çok ilginç bir kaynakla karşılaşıldı: “Kuark”lar.

 

Kesretten Vahdete

7- Kuarklar (Vahdet)

(Bütün evreni vareden kaynak enerji)

 

(Gerçi artık kuarkların altına doğru da yolculuk ediyor bilim, ama biz şimdilik kuarklarda duralım.)

Herhangi bir görüntüye sahip olmayan kuarklar, kendilerini, sürekli olarak titreşip-duran bir enerji (sicimi) olarak ortaya koyuyorlar.

Ve evrende var olan canlı-cansız her şeyin temelinde bu ortak enerji kaynağının yattığı kesinleşmiş durumda.

Elma yaprağı da aynı kaynaktan var oluyor. Dağ da, deniz de, insanın beyni ve hücreleri de.

Yapraktan kuarklara giden yoldaki her bir katmanın, kendilerine özel bir dünyaları var. Hücreler, genler, DNA’lar, elektronlar, protonlar, nötronlar …

Her birisi kendi dünyasında kendi “görevlerini” yerine getirmekle yükümlüler.

Belki de bir üst veya bir alt katmanın farkında bile değiller.

Ancak, onların bu birbirlerinden ayrı (gibi duran) etkinlikleri, “büyük bir akıl” tarafından birbirlerine bağlanmış ve örülmüş durumda.

Biz buna: “Hakikatin ya da gerçeğin bütünü” diyoruz.

Bu tanım, “bütün katmanların ve parçaların kendi görevlerini yerine getirirlerken, aynı zamanda bütün sistemin birlikte var olmasına ve yaşamasına da katkı yapmaları” anlamını taşıyor.

Ya da daha güncel bir yaklaşımla: “Evrenin holistik tasarımı” adını veriyoruz.

Yüzyıllar önce ise mutasavvıflar, bambaşka bir yoldan giderek ulaştıkları hakikatin bu ortak kaynağına “kuark” değil, “vahdet” adını vermişler.

Sistemin birbiriye örülü olduğunu belirtebilmek için de, onu bir insan vücuduna benzeterek tanımlandırmışlar ve adına “vahdet-i vücud” demişler.

Bilim, bizim “görme engelimizi” kaldırdı. İnsanlığın gözleri açıldı. Artık “hakikati net olarak görebilme” imkânına sahibiz.

Binlerce yıllık insanlık kültürü, çok daha yüksek bir boyutta birbirini tamamlar ve bütünler bir hâle geldi.

Bir cevap yazın