Bizler hayatı hep neşeli, mutlu, başarılı, sevilen, beğenilen bir insan olarak yaşamak isteriz.

Bu, bizim doğal yapımızda var.

Acıdan, rahatsızlık verenden ve sıkıntı yaratan durumlardan ve kişilerden kaçmak ve uzaklaşmak isteriz.

Ulaşmayı hedeflediğimiz durum ise, haz veren, rahat ettiren ve mutluluk yaşatan durumlarla ve insanlarla karşılaşmaktır.

Bizim varoluş amacımız olan olgunlaşmaya doğru ilerlememizi sağlayan da bu: “Acıdan kaç, mutluluk verene yönel!” içgüdüsüdür.

Hayatımızın işleyiş sistemi bu şekilde fonksiyon gösterir.

Görmüşsünüzdür, hastanelerde hasta yataklarının başucunda bir monitör vardır.

Orada hastaların nabız atışları ölçülür ve bu yolla, onların ne kadar sağlıklı oldukları tespit edilir.

Nabzın atışı şu şekilde bir görüntü verir:

Yani, kendisini tepelerden ve diplerden oluşan bir salınım şeklinde belirgin kılar.

Bu durum, hastanın sağlıklı ve canlı olduğunu gösterir.

Bu görüntü, tıpkı enerjinin evrende yayılımına ve kendisini gösterme şekline benzer.

Hayatımız da bir enerjidir ve doğal akışı, evrensel enerjinin salınımı ile aynı şekle ve aynı ritme sahiptir.

Doğrular ve yanlışlar, başarılar ve başarısızlıklar, sevinçler ve üzüntüler …

Oysa biz, sadece iyi, sevinçli, başarılı, güzel, beğenilen, mutlu … bir şekilde yaşamayı isteriz.

Hayatımızda acıların, üzüntülerin ve başarısızlıkların olmamasını arzu ederiz.

Onlardan kaçınmaya çalışırız. Hayatımıza girdiklerinde canımız sıkılır ve moralimiz bozulur.

Böyle düşünmekle evrene şu mesajı veririz:

“Biz hayatımızı sadece tepe (doruk) deneyimler yaşayarak geçirmek istiyoruz!”

Yani, “salınımın sadece üst kısımlarından oluşan bir hayatımız olsun” diyoruz.

Peki, bizim bu dileğimizin ve talebimizin tıp dilindeki anlamı nedir?

“Ölüm!”

Biz hayatı, tek boyutuyla yaşamaya çalışmakla, aslında, doğanın yasalarına aykırı bir davranışı seçmeye çalışıyoruz.

Ancak doğa ile ters düşerek yaşamaya çalışmak boş bir çabadır.

Uzağı tecrübe etmeden yakını; kötüyü yaşamadan iyinin değerini anlayamayız.

Holistik Düşünce, hayatı “(tecrübe etmeye ihtiyaç duyduğumuz) deneyimler yaşayarak olgunlaşmaya yönelmek” olarak tarif eder.

Dünya üzerindeki deneyim süreci de, sadece doğrulardan, başarılardan ve sevinçlerden oluşmaz.

Olumsuz olanlar ve canımızı sıkanlar, deneyimin diğer ucuna bizi yönlendirme görevini üstlenmiş olan aracılardır.

Bize yardım ederler ve yolumuzu açarak, deneyim sürecinin tamamlanmasına katkı yaparlar.

Şimdi size tekrar soruyoruz:

“Siz yaşamayı ve hayatı mı seçiyorsunuz, yoksa ölmeyi ve yok olmayı mı?”

Bir Cevap Yazın